Koç Takım Yıldızı (Astronomi)
Koç takım yıldızındaki başlıca yıldızlar, Shedar, Ruckbah ve Dat el
Cursa'dır. İlk dekanatta, Cassiopeia, ortada Cetus, sonda ise Perseus yer
alır.
Mitoloji
Phriksos ve kızkardeşi Helle, üvey annesi tarafından bir sandık içinde
denize atılınca, anneleri Nephele, çocuklarını altın postlu bir koçun
sırtına bindirip kaçırır. Helle denize düşüp boğulur, Phiriksos ise
Kolkhis'e (Gürcistan) varır ve koçu Zeus'a kurban ettikten sonra, postunu
kendisini misafir eden Aietes'e armağan eder. Kolkhis kralı Aites de bu
postu tanrı Ares'e adanmış ormandaki bir meşe ağacına asar, bekçi olarak
önüne korkunç bir ejder diker.
Daha sonra, Jason, babasından tahtını çalan amcası Pelias'ın elinden tahtı
geri almak için geldiğinde, amcası Pelias, ona altın postu kendisine
getirmesini şart koşar.
Bunun üzerine Jason, altın postu almak üzere Argonaut'larla birlikte,
Kolkhis'e gelince, Aietes Jason'a çeşitli sınamaları başarırsa, postu
vereceğini söyler. Ancak Jason altın postu çalıp, Argonout'larla birlikte
kaçarak ülkesi İolkos'a geri döner ve tahta geçer.
Sembol
Bu burç, ilk çağlarda, savaşçı, palavracı yapısı nedeniyle horozla sembolize
edilirdi. Ancak daha sonra, sert, saldırgan, girişken, kavgacı ve cinselliğe
düşkün yapısı nedeniyle, koç ile temsil edilmeye başlandı.
Koçun boynuzlarını gösteren bu sembol, sürünün güvenilir, saldırgan, erkeksi
yanını, yiğitliğini ortaya koymak isteyen liderini anlatır.
Yaşam
Zodyak kuşağının ilk burcu olan, öncü nitelikteki Koç, hayat siklusunun
başlangıcı olarak nitelendirilir.
İnsanın hayata gözlerini açması, hayata doğması, yaşama başlamasıdır. Her
zaman başlangıçları, doğumları, ilkleri, öncüleri ifade eder.
Koç, klasik astrolojide, kendine güveni, kişiliği, fiziksel vücut şeklini ve
görünümünü, ilk aile çevresini, yeni doğan çocuğun kendine güven oluşturma
sürecini ve süreç içinde alınan etkileri anlatır.
Yeni doğan bebeğin, ilk etapta, tanıdığı, bildiği tek şey "Ben"dir.
Dolayısıyla, kendi vücudu, kendi egosu, kendi ihtiyaç ve duyguları her
şeyden daha önemlidir. Yaşama bağlılık ve sağ kalabilme iç güdüsü ile
doğmuştur. Temel amacı, hayatın akışına adapte olabilme yeteneğini
geliştirmektir.
Ancak, kuralların varlığından ve bir düzenin olabileceğinden de habersizdir.
Dolayısıyla, her şeye direkt ve iç güdüsel yaklaşımlarda bulunması, plansız
programsız hareket etmesi de doğaldır.
|